TÜRKKAD geleneksel hale getirdiği Kutlu Doğum Haftası gecesinin ikincisini bu sene 9 Nisan 2006 tarihinde Grand Cevahir otelindeki programıyla gerçekleştirdi. Programda Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu da bir konuşma yaptı. Çeşitli ilahilerin seslendirildiği, naatların okunduğu gecede bir de ödül töreni bölümü vardı. Martin Lings, Hz. Muhammed'in Hayatı adıyla yayınladığımız kitabıyla ödül aldı. Marin Lings hayatta olmadığı için ödülü onu temsilen, son yıllarında hep yanında yer alan yazar Şah Rıza Kazımi aldı. Kazımi gecede, ödül almadan önce, Hz. Peygamberin işlevi üzerine zengin teatilere sahip bir de konuşma yaptı. Biz de programdan sonra kendisiyle kısa bir söyleşi yapma imkanı bulduk. Bu röportaj, yarı İngilizce yarı Arapça sürdü.
A. Sait Aykut ( Editör, İnsan Yayınları) : Merhaba, hoşgeldiniz efendim. Türkiye'de Martin Lings'in kitabının yayınlanmış olması kuşkusuz sizi sevindirmiş olmalı.
Şah Rıza Kâzımî: Elbette bizi sevindirdi. Üstadımızın tamamen hulus-i kalb ile yazdığı bu önemli eserin Türk okuyucularına ulaşması güzel bir durum. Şeyhimizin kitabıyla ilgili olarak daha önce Mahmut Erol Kılıç Bey'le görüşmüştük.
A. Sait Aykut: Hangi ifadeleri kullanmamız uygun olur Şeyh Siraceddin (Martin Lings) için; özellikle son günleri söz konusu ise?
Şah Rıza Kâzımî: Onun son hallerini en iyi ifade eden ıstılah herhalde "el-huzur maa'llâh"dir. Çünkü zaten hayatı boyunca Peygamber sevgisiyle yaşayan birini en iyi ifade eden kavram budur sanıyorum. Sâkin ve mütevekkildi. Aziz üstadımız son zamanlarını daima ayet ve hadisleri tefekkür etmekle geçirirdi. Onun zaman zaman yazı yazma ve hadis-ayet okuma dışında pek bir söz çıkmıyordu ağzından.
A. Sait Aykut: Mesela ne gibi ayet ve hadisler okurdu?
Şah Rıza Kâzımî : Onun ağzından düşmeyen ayet "Laqad câekum rasûlün min enfüsikum azîz; aleyhi mâ anittüm harîsun aleykum." ayetiydi. (Tevbe Sûresi, ayet:128)
(Meali: "Muhakkak ki size bizzat içinizden izzetli bir peygamber geldi. Sizin zorlanmanız ona ağır geliyor; o, üstünüze çokça titriyor. O, müminlere karşı çok şefkatli ve çok merhametlidir.")
Şeyhimiz daima Resul-i Ekrem'i müşahede eder gibiyidi. Ümmetin hâli ve kıyametin yaklaştığı hususu onun hâlet-i rûhiyesini çokça meşgul ederdi. Bir de "Küntü kenzen mahfiyyen fe ahbebtü en u'rafe, fe-halaqtu'l-halqa" hadis-i kudsîsinin anlamı üzerinde yoğunlaşmamızı sağlardı.
(Meali: Ben bir gizli hazine idim, bilinmek murad ettim ve mahlukatı yarattım....)
Şeyhimizin üzerinde yoğunlaştığı kavramlardan en önemlisi, "Haqîqat-i Muhammediye"dir. İnsanın "tahakkuk süreci" yani kendini bulması, özüne ulaşması; kendini hakiki anlamıyla gerçekleştirmesi bu kavramı anladığı nisbette oluyor. Yani Muhammedî hakikat, bir insanın hayatında ne denli yer ediyorsa o kadar anlayabilir özünü ve kâinatın yaratılış sırrını (sözün burasında ben "es-sirr" kavramının karşılığı olarak "sacret" terimini kullanınca o "mystery" terimiyle karşılık veriyor.)
A. Sait Aykut: İngilizce tebliğiniz esnasında onun bu kitabı yazmaya değil, sanki bir emir almışçasına yazdırılmaya yönlendirildiğini söylemiştiniz. Bunu biraz açar mısınız?
Şah Rıza Kâzımî : O hayatını Peygamber'e adamıştı. Ve gerçekten bu kitabı yazması ve tüm insanlara nebevi mesajı iletmesi için ilham almıştı. Şeyhimizin manevî, ruhî durumu öylesine yoğundu ki o sıralarda kendisini tamamen bu kitaba vakfetmişti diyebilirim. Bu kitabı yazmaya mecbur edilmişti sanki. Nitekim bugün kitabın birçok dünya diline çevrilmesi ve onlarca insanın bu kitap sayesinde İslâm'la tanışması bizim için ve onun için şükür vesilesi olmuştur.
A. Sait Aykut: Martin Lings'in eserini basan İnsan Yayınları'nın temsilcisi olarak size bir kitap hediye etmek istiyoruz.
Şah Rıza Kâzımî : Teşekkür ederim efendim.
A. Sait Aykut :Bu güzel sohbete vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. |
|