İranlı düşünür Seyyid Hüseyin Nasr, 11 Eylül'ün İslam'ı engelleyecek bir bahane olarak kullanıldığını belirterek, terörizme bulaşan Yahudi ve Hırıstiyanların olduğunu ancak bunların Yahudiliği veya Hırıstiyanlığı bir terör dini yapmadığına söyledi.
İslam düşüncesinin yaşayan önemli isimlerinden biri Seyyid Hüseyin Nasr ile önceki akşam Darüzziyafe'deydik. Türkiye'ye İslam entellektüellerinin önemli eserlerini kazandıran İnsan Yayınları'nın düzenlediği davette Nasr'ın İran'dan, Londra'dan, Paris'ten ve dünyanın öteki ülkelerinden gelen dostları da yemekteydi. Nasr ile ayaküstü yaptığımız kısa bir sohbetten hatırda kalanları aktarıyoruz. Nasr, ona yöneltilen sorularda "İslam ve Batı" sözcüklerinin bir arada anılarak karşı karşıya getirilmesine tepkili. Açıklamasında ise Batı'nın sadece bir yön ifade ettiği oysa İslam'ın bütün dünyaya sunulan evrensel bir mesaj olduğunu söyledi. 11 Eylül'ün bir trajedi olduğunu, İslam dünyası ile Batı arasındaki bütün denklemlerin altüst olduğunu söyledi. Nasr, İslam dünyasının ABD'nin 11 Eylül sonrası sergilediği duruma karşı tepkisini ise şu şekilde değerlendirdi: "Çoğu kişi Müslüman bir grubun böyle ciddi bir eylemi bu kadar iyi şekilde organize olarak gerçekleştirebildiğine inanmadı. Bazı çevreler bu hadisenin İslam dünyasında sürmekte olan işgale gerekçe oluşturmak için bizzat Batı içindeki bazı güçler tarafından gerçekleştirildiği şeklindeki komplo teorilerine inanıyor. Oysa kabul edelim ki bu olay İslâm'ın gelişimini durdurmak için çok güzel bir bahane oluşturmuştur."
Kadın imam bölmeye yönelik
Seyyid Hüseyin Nasr, New York'ta geçtiğimiz günlerde kadın imam Emine Vedud önderliğinde kılınan cuma namazının ABD'deki Müslüman cemaati bölmeye yönelik bir eylem olduğunu ve ancak böyle bir sonuca neden olacağını belirtti. Nasr, İslam geleneğinde kadının imamlık yapması gibi bir durumun ancak zaruret hallerinde gerçekleşebileceğini New York'taki olayda ise herhangi bir zaruretin bulunmadığını ifade etti.
Müslümanların çıkarı yok
Nasr, İslam dünyasında ise 11 Eylül'den sonra oluşturulan reaksiyona karşı bir misilleme ve nefret hissi doğduğunu ve 11 Eylül'ün durumu giderek kötüleştiren bir tür etki-tepki zincirine dönüştüğünü ifade etti.
"İslam dünyası her şeyden önce masum hayatlara kasteden her tür teröre karşı olduğunu kesin bir şekilde ortaya koymalıdır" diyen Nasr, bu hususta İslam dünyasında önde gelen dini otoritelere büyük bir sorumluluk düştüğünü kaydederek şunları söyledi: "İslam dünyası, hiç kimsenin kendi Müslüman ismini pazarlayarak, çoğunluğun görüşüne uymayan kendi İslam anlayışlarını anlatarak yaymasına izin vermemelidir. İslam dünyası otoriteleri İslam'ın temelde terörizmin her türüne karşı olduğunu açıkça ortaya koymalıdır. Tarih boyunca terörizme bulaşmış olan Yahudi ve Hıristiyanların olduğunu fakat bunların yaptıkları terörist eylemlerin Yahudiliği veya Hıristiyanlığı bir terör dini yapmadığını ifade etmeliler. Dünya şunu bilsin ki; ABD'nin İslam dünyasında çıkarları vardır fakat İslam dünyasının Batı'da hiçbir çıkarı yoktur. ABD'nin İran Körfezi'nde çıkarları vardır; fakat Meksika Körfezi'nde Mısır'ın hiçbir çıkarı yoktur. Filistin'de gençler, kaybedecek hiçbirşeyi kalmamış bu çocuklar sonunda İslam adına yapabilecekeri en yıkıcı eylemi yapıyor 'intihar' ediyorlar. İslam'da 'intihar' yasaklandığı halde. Bence Batı'daki insanlar da her zaman Hıristiyanlık adına bu gibi şeyler yapabilirlerdi; ancak Hıristiyanlık zayıfladığı için artık hiç kimse Hıristiyanlık adına bir şey yapmıyor; fakat bunun yerine ülkesi veya ekonomik çıkarları için bu gibi şeyler yapıyorlar."
İslam bir din, Batı bir coğrafya
Konya Büyükşehir Belediyesi Kültür Hizmetleri Daire Başkanlığı tarafından organize edilen "İslam Medeniyeti ve Batı" konulu konferansı sunan ünlü düşünür Seyyid Hüseyin Nasr, tüm dünyanın ihtiyaç duyduğu mesajın Mevlana felsefesinde yattığını belirtti. Nasr, "Batı ülkelerinde, özellikle birliğe üye ülkelerde yaşayan insanlar hâlâ işgal edilmekten korkuyorlar. Tüm dünyada büyük ilgi gören Hz.Mevlana'nın görüşleri AB yolunda olan Türkiye tarafından bu birliğe üye ülkelere sunulabilir" diye konuştu. İslam Medeniyeti ve Batı gibi sözcüklerin karşılıklı olarak kullanılmasının doğru olmadığını da dile getiren Seyyid Hüseyin Nasr; şöyle konuştu: "İslam bir dindir. Batı ise bir coğrafi bölgenin ismi. İslam ile bir coğrafi bölgenin isminin karşılıklı olarak telaffuz edilmesi doğru değil. Bu söylem Batılı fikir adamlarının hoşuna gidiyor. İslam, medeniyetlerin tümüne kaynak teşkil etmektedir. Köleliğin yaşandığı Atina, Batı coğrafyasında demokrasinin beşiği olarak algılanıyor. Bunların doğru olarak anlatılması ve insanlığa sunulması gerekiyor. Batı Medeniyeti, İslam Medeniyeti'ni yok olmuş gibi göstermeye çalıştı. İslam Medeniyeti hâlâ ayaktadır. Buna en güzel örnek Osmanlı'nın Avrupa coğrafyasında ve özellikle Anadolu'da bıraktığı eserler ve kültürel yapısıdır. İslam medeniyeti dünyanın dört bir yanında hâlâ ayakta olan kurumlar ve eserler bırakmıştır." |
|